Ana Sayfa Politika Sosyal, Tarih Felsefe 9 Ocak 2020 1013 Görüntüleme

TANYA !!!!! “Zoya Kosmodemyanskaya” Nazım Hikmet

TANYA !!!!! “Zoya Kosmodemyanskaya”  Nazım Hikmet

TANYA !!!!! “Zoya Kosmodemyanskaya”

Naziler ona çok soru sordu.

Tek bir soruya cevap verdi.

O da adının ne olduğu sorusu idi.

“Benim adım Tanya” dedi.

Nazım Hikmet’in yıllar sonra “…

ve karların üstünde muzaffer gülümseyişi onun” diyerek uzunca “Tanya” şiirini yazdığı kadın.

Yakalandıktan sonra tecavüz edildi.

Aşağılandı.

Ve sistematik ne varsa uygulandı ama o hiçbir şey söylemedi.

Tek bir sır vermedi.

Onu dar ağacına götürdüklerinde hayatının son cümlesini söyledi:

O askerlere tek bir şey söyledi:

“Hepimizi, 190 milyon kişiyi asamazsınız!”

Ve astılar…

Adım Nadya demişti ama değildi.

Bu kadının gerçek adı “Zoya Kosmodemyanskaya” idi.

Bir partizandı.

Öldükten sonra Rusların en saygın kahramanlarından biri sayıldı.

…………TANYA…………. Nazım Hikmet

TANYA Zoe’ydi adı İsmim tanya dedi onlara

(tanya; Bursa cezaevinde karşımda resmin

Bursa cezaevinde,

Belki duymamışsındır bile bursa’nın ismini

Bursa’m yeşil ve yumuşak bir memlekettir.

Bursa cezaevinde karşımda resmin

Sene 1941 değil artık, sene 1945

Moskova kapılarında değil artık

Berlin kapılarında dövüşüyor artık seninkiler

Bizimkiler Bütün namuslu dünyanınkiler..

Tanya; Senin memleketini sevdiğin kadar ben de seviyorum memleketimi

Seni astılar memleketini sevdiğin için

Ben memleketimi sevdiğim için hapisteyim

Ama ben yaşıyorum

Ama sen öldün

Sen çoktan dünyada yoksun

Zaten ne kadar az kaldın orada

On sekiz senecik…

Doyamadın güneşin sıcaklığına bile…

Tanya; Sen asılan partizan, ben hapiste şair

Sen kızım, sen yoldaşım

Resmin üstüne eğiliyor başım

Kaşların incecik, gözlerin badem gibi

Renklerini fotoğraftan anlamam mümkün değil

Fakat yazıldığına göre koyu kestaneymişler.

Bu renk gözler çok çıkar benim memleketimde de…

Tanya; Saçların ne kadar kısa kesilmiş

Oğlum memet’inkinden farkı yok

Alnın ne kadar geniş, ay ışığı gibi

Rahatlık ve rüya veriyor insanın içine.

Yüzün ince uzun, kulakladır büyücek biraz,

Henüz çocuk boynu boynun

Henüz hiçbir erkek kolu sarılmamış anlıyor insan.

Ve püsküllü bir şey sarkıyor yakandan

Süsünü sevsinler mini mini kadın.

Arkadaşları çağırdım bakıyorlar resmine; _tanya

Senin yaşında bir kızım var. _tanya

Kız kardeşim senin yaşında _tanya

Senin yaşında sevdiğim kız

Bizim memleket sıcaktır

Bizde kıslar tez kadınlaşır.. _tanya

Senin yaşında kızlarla

Okulda, fabrikada, tarlada arkadaşız

Tanya; Sen öldün ne kadar namuslu insan öldü

Ve öldürülmekte

Ama ben, Söylemesi ayıpmış gibi geliyor bana

Ama ben yedi yıldır kavgada

Hayatımı tehlikeye koymadan

Hapiste de olsa da yaşıyorum)

Sabah oldu tanya’yı giydirdiler

Ama çizmeleri, şapkası, gocuğu yoktu

İç etmişlerdi onları

Torbasını giydirdiler

Torbada benzin şişelesi, kibrit, Kurşun, tuz, şeker….

Şişelesi boynuna astılar

Torbasını verdiler sırtına

Göğsüne bir de yazı yazdılar “partizan”

Köyün meydanına kuruldu darağacı

Atlılar çekmiş kılıcı

Halka olmuş piyade askeri

Zorla seyre getirdiler köylüleri

İki sandık üst üste

İki makarna sandığı

Sandıkların üstüne yağlı urgan sallanır

Urganın ucunda ilmik

Partizan kaldırılıp çıkarıldı tahtına

Partizan Kolları bağlı arkadan

Durdu urganın altında dimdik..

Nazlı boynuna ilmiği geçirdiler

Bir subay fotoğrafa meraklı

Bir subay elinde makine; kodak

Bir subay resim alacak

Tanya seslendi kolhozlulara ilmiğin içinden “

_ kardeşler üzülmeyin gün yiğitlik günüdür.

Soluk aldırmayın faşistlere Yakın, yıkın, öldürün….”

Bir alman vurdu ağzına partizanın

Genç kızın beyaz, yumuk çenesine aktı kan

Fakat askerlere dönüp devam etti partizan: “

_ biz iki yüz milyonuz

İki yüz milyon asılır mı?

Gidebilirim ben

Ama bizimkiler gelecekler

Teslim olun vakit varken…”

Kolhozlular kan ağlıyorlardı,

Cellat çekti ipi

Boğuluyor nazlı boynu kuğu kuşunun

Fakat dikildi ayaklarının ucunda partizan

Ve hayata seslendi insan “

kardeşler Hoşça kalın Kardeşler

Kavga sonuna kadar

Duyuyorum nal seslerini geliyor bizimkiler…”

Cellat bir tekme attı makarna sandıklarına

Sandıklar yuvarlandılar

Ve tanya sallandı ipin ucunda…

Nazım Hikmet Ran

51