Ana Sayfa Bilim Teknoloji, Dinsel Kritik 20 Aralık 2019 694 Görüntüleme

“Dini deneyimler seks ve uyuşturucularla aynı beyin devrelerini aktive ediyor”

“Dini deneyimler seks ve uyuşturucularla aynı beyin devrelerini aktive ediyor”

Bilim ve din sonunda ortak bir ilgi alanı buldu: insan beyni. Yeni bir araştırma, yoğun dini deneyimlerin altındaki nöro-bilimi; ruhsal aydınlanma anlarının, aşık olduğumuzda, seks sırasında, müzik dinlediğimizde ve uyuşturucu kullanıldığında aktive olan aynı beyin devrelerince koordine edildiğini ortaya çıkarıyor. Çalışmanın yazarlarından biri olan ve Utah Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan Jeff Anderson şöyle ifade ediyor:

“Dini tecrübe, insanların hepimizi iyi ya da kötü anlamda etkileyebilecek kararlar vermesinin belki de en etkili parçasıdır. Beyinde bu kararlara katkıda bulunmak için neler olduğunu anlamak gerçekten önemlidir.”
İnancın nörolojik aktiviteleri nasıl etkilediğini görmek için araştırmacılar, manyetik rezonans (fMRI) kullandılar ve çalışmalar sırasında hepsi eski misyonerlerden oluşan 19 sofu Mormon, ruhani duyguları uyandırıcı görevler icra ettiler ve bu sırada beyinleri tarandı. Bu aktiviteler, Mormon Kitabı’ndan okumaları dinlemek ve İncil sahnelerinin videolarını izlemekti.

Deney sırasında, katılımcılara düzenli olarak “ruhu hissedip hissetmedikleri” soruldu ki bu da bir çeşit huzur ve kendi içinde ya da diğer insanlar nezninde Tanrı’ya yakınlık olarak tanımlanıyor. Uygulamada onlardan ruhani hissiyatın doruğuna ulaştıklarında bir düğmeye basmaları istenildi.

Bulgularını Sosyal Nöro-bilim dergisinde açıklayan araştırmacılar, yoğun dini tecrübe anlarının, akumbens çekirdeği adı verilen beyin bölgesinde güçlü bir aktiviteyle gözlemlendiğini yazıyorlar. Beynin ödül devresinin bir parçası olarak bu alan, büyük ölçüde seks, müzik, gıda ve uyuşturucular gibi uyaranlara yanıt olarak zevk duyguları üretiyor.

Çalışma yazarları, akıl yürütme gibi daha yüksek bilişsel işlevlerle ilgilenen orta prefrontal kortekste de bazı aktivitelere rastlamışlardır. Bu da ruhani deneyimlerin kısmen bilinçli yargıyla ve dini uyaranlara değer atfedilmesiyle üretildiğine işaret eder; bunun anlamı, imanlı insanlar inançlarını aktif olarak seçerler.

Bu bulgular çekici olsa da yazarlar hemen bir sonuca varmaktan kaçınılması gerektiğini söylüyorlar. Dini deneyimlerin bireyler ve kültürler arasında farklılık gösterebileceğine ve bu nedenle geniş yelpazeli nörolojik nedenlere ve sonuçlara sahip olmaları ihtimali bulunduğuna dikkat çekiyorlar.

Yazar: Ben Taub
Çeviri: Zeynep Şenel Gencer
Kaynak: IFL Science

41