Ana Sayfa Yaşam Magazın 3 Ağustos 2019 3943 Görüntüleme

“BOKTAN BiR KONU,  BOKTAN BiR PAYLAŞIM”

“BOKTAN BiR KONU,  BOKTAN BiR PAYLAŞIM”

Midenizi bulandırmak istemedik ama,

Hela

Tuvalet

00

WC

Kenef

Yüznumara

Memişhane

Terslik de dediğimiz hayatımızın olmazsa olmazı ihtiyaçhanemiz bugün konumuz.

Bir çoğumuzun kendimizi en rahat hissettiğimiz yerdir tuvalet.

Hele kalabalık ailelerde yaşıyorsak kendi kendimize kalabileceğimiz en güzel ve müsait yerdir.

Ünlü bir filozof nerede en rahat tuvaletini yapabiliyorsan orası evindir demiştir.

Ben hatırlıyorum henüz çocukluğumda özellikle köylerde yere bir metre karelik bir çukur kazılır evlerin dışına bahçenin en uzak bir kenarında olur, üstüne de dikdörtgen kapısı olan bir tahta kasa oturtulurdu.

Yazın sıcakta kokusu bahçeden evin içine kadar gelirdi.

Hayvanların bulunduğu ahırların içinden atılan ters veya gübre denilen dışkı da genellikle dışarıda açıkta olur,sinekler böcekler uçuşurdu üzerlerinde bereket kırlangıçlarımız boldu kırlangıçlar yere konmaz havada hareket kabiliyeti güçlü olduklarından bu sineklerle beslenir insanların sıtma tifo gibi salgın hastalıklara yakalanmalarını önlerdi.

Köylerde tuğladan betondan tuvaletler yapılmaz, çünkü kanalizasyon veya foseptik emici olmadığından çukurlar dolunca sürekli yerini değiştirmek gerektiği için masraflı olacağı düşünülürdü.
insan

Eski insanlar tuvaletlerini nasıl yapıyorlardı?

İnsanlar tarihlerinde çok uzun bir süre tuvalet kullanmadılar.

Başlangıçta hayvanlar nasıl yapıyorlarsa, onlar da öyle yaptılar.

Sonradan ve kalabalık ortamlarda daha uzak mesafelere gitme zorunluluğu doğdu. Ayrıca açıkta bırakılan atıkların yarattığı kötü koku ve hastalık tehlikeleri de insanlarda bu konuda bazı önlemler almanın zamanının geldiği bilincini oluşturdu.

Binlerce yıl önce Sümerler, Mısırlılar ve Hindistan’da yaşayanlar oturakta oturup, ihtiyaçlarını giderdikten sonra oturağa düşenleri uzakta bir yerlere döküyorlardı. İki bin yıl önce ise Romalılar ilk basit tuvaleti kullanmaya başladılar.

Atıklar oturdukları deliğin içine düşüyor, deliğin altından akan su onları uzağa taşıyordu.

Çiftçilerin, açık arazide çalışanların ise zaten böyle bir dertleri yoktu.

Tarlanın bir köşesine çukur kazıyor, çukur yeterince dolunca, toprakla dolduruyor ve başka bir çukur kazıyorlardı.

Geceleri ise yataklarının altında bir lazımlık bulunduruyorlardı.

Ortaçağda kale ve şatolarda atık bir delik vasıtası ile binanın etrafındaki su birikintisine düşürülüyordu.

Bir yere tuvaletini yapıp, onu bir tanktan gelen su ile sürükleyip, uygun bir yere bırakma fikri ilk olarak Kraliçe 1.

Elizabeth zamanında, 1589 yılında John Harrington’dan geldi.

Ancak o zamanlar İngiltere’deki evlerde ne böyle bir tankı dolduracak, ne de atığı alıp götürecek su sistemi vardı.

Günümüzdekilere benzer bir tuvalet ancak iki yüzyıl sonra 1778’de İngiltere’de bir saat yapımcısı olan Alexander Cum-ming tarafından tasarlandı ve Joseph Bramah tarafından geliştirildi.

Tuvaletlerden evlere yayılan kötü koku ise 1849 yılında Stephen Green’in ‘U’ şeklinde bir boruyu tuvaletin çıkışına monte etmesi ile son buldu.

Tuvaletlerin ve günümüzde lavaboların da altında bulunan bu ‘U’ şeklindeki boruda her zaman bir miktar su kalır ve kokunun oluşmasını önler.

Tabii o zamanlar tuvaletler dökme demirden yapılıyordu.

Sonra düzgün yüzeylerinin temizlenme kolaylığı bakımından seramik tuvaletler üretilmeye başlanıldı.

1888 yılında ise tuvaletlere zinciri çekilince suyu akan klozetler ilave edildi.

Bizde tuvaletler için hela, kenef, ayakyolu, WC., 00, yüznu-mara gibi birçok isim kullanılır. ‘WC.’ İngilizce ismindeki ‘Wa-ter Closet’in baş harfleridir.

Yüznumaranın hikayesi ise değişik. 

Eskiden Fransa’da otellerde tuvaletler koridorların uçlarmdaydı.

Odaların her birine birer numara verirken, tuvaletlere numarasız demişler ve ’00’ diye işaretlemişlerdi.

Fransızca’daki ‘numarasız’ kelimesi ile ‘ 100 numara’ kelimesi hemen hemen aynı telaffuz edildiğinden, bizde

Fransızcası biraz kıt birinin tercüme hatası sonucu’yüznumara’olarak yerleşmiştir.

43