Ana Sayfa Atatürk, Eğitim, Politika Sosyal, Tarih Felsefe 25 Mart 2019 353 Görüntüleme

ATATÜRK’E KARŞI GELİP REST ÇEKEN ADAMIN SONU!

ATATÜRK’E KARŞI GELİP REST ÇEKEN ADAMIN SONU!

1931 sonbaharıydı.Hukukçularla, tarihçilerle, sanatçılarla oturulan Dolmabahçe’deki sofranın o akşamki konusu eğitimdi.Her servis tabağının yanında birer not defteri vardı, konuklar hem sohbet ediyor, hem not alıyordu.Yemek bahaneydi…Demokrasi sofrasıydı.Özgürce konuşuluyordu.Herkes fikrini açık açık dile getiriyordu.

Aydın milletvekili Reşit Galip gözünü budaktan sakınmayan bir yurtsever, lafını esirgemeyen atak bir devrimciydi.Masanın başında oturan Mustafa Kemal’in Harbiye’den öğretmeni olan Milli Eğitim Bakanı Esat Sagay’ı hayli sert dille eleştiriyordu, neredeyse gericilikle suçluyordu.

Mustafa Kemal dayanamayıp “burada bulunmayan hocam hakkında böyle konuşmanıza müsaade edemem, onun da bulunduğu ortamda konuşursunuz” deyince, Reşit Galip öfkeyle kafa tuttu… “Biz karşılık beklemeden yırtık gömlekle çalışıyoruz, siz bizi azarlıyorsunuz” deyiverdi!Sofra tel gibi gerilmişti.

Mustafa Kemal babacan ses tonuyla karşılık verdi. “Yoruldunuz artık, buyrun istirahat edin” diyerek, kibarca sofradan kalkmasını istedi.Ama, Reşit Galip geri adım atmadı, tam tersine iyice diklendi.“Burası sizin sofranız değil, milletin sofrası, milletin işlerini görüşüyoruz, burada oturmak sizin kadar benim de hakkım” dedi!

Hava iyice buz kesmişti.Memleketin en güçlü insanı Mustafa Kemal, dünya demokrasi tarihine geçecek bir davranışta bulundu…“Öyleyse ben kalkayım” dedi! Kalktı, salondan çıktı.Bu hadise kulaktan kulağa yayıldı.

Ankara’ya dönen Reşit Galip her girdiği ortamda eleştiriye uğruyordu, ölçüyü kaçırdığı için mahçuptu.Tatsızlığa yine Mustafa Kemal son verdi.Bir hafta kadar sonra Reşit Galip’i yine sofraya davet etti, her zamanki sıcaklığıyla hiçbir şey olmamış gibi sohbet etti.

Ve hatta…Fikirlerini savunmak için karakterinden taviz vermeyen, zoru görünce eğilip bükülmeyen, kendisine bile kafa tutmaktan çekinmeyen bu yürekli devrimciyi Milli Eğitim Bakanı yaptı!

Andımızı…Reşit Galip yazdı.(Danıştay’ın kararını okumuşsunuzdur mutlaka… Sayın hükümetimiz yönetmelik çıkararak 1933’ten beri okunan Andımızı kaldırmıştı, Türk Eğitim-Sen yargıya taşımıştı, Danıştay dün itibariyle bu yönetmeliği iptal etti. Bu iptal kararına göre, eğer bu ülkede hukuk varsa, Andımız tüm okullarımızda yeniden okutulmaya başlanacak.)

Andımız… Türk alerjisi olanların zannettiği gibi herhangi bir etnik kökeni dışlamaz, Ne Mutlu Türküm Diyene bütünlüğü içinde, vatan, cumhuriyet ideallerini barındırır, saygı, sevgi kavramlarını içselleştirir, kalkınma hedefini simgeler.Andımıza yönelik husumetin, kinin, nefretin sebebi gayet açıktır.Andımız okutulan milli eğitim sistemi, Reşit Galip gibi özgür ruhlu, özgüvenli, mücadeleci, toplumcu, sorumluluk duygusuna sahip, ilerici, insan odaklı evlatlar yetiştirmeyi amaçlar.

**********

Başbakan Erdoğan’ın partisinin yeni yasama yılındaki ilk grup toplantısında yaptığı konuşmaya ‘Reşit Galip’ damgasını vurmuştu. Erdoğan, cumhuriyetin kurucu kadrosunda yer alan  ve andımızın yazarı olan eski Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip için “Son derece tartışmalı bir isim olan Reşit Galip Türkçe ezan zulmünün mimarlarındandır. Aynı Reşit Galip insanları kafataslarına göre sınıflandıran sözüm ona bir bilim insanıydı” demişti. Gündemdeki isim hakkında tarihçiler ve araştırmacılar da bölündüler. İşte Reşit Galip;

KOŞULLAR GEREKTİRSE DE YANLIŞTI

– Tarihçi Prof. Dr. Ahmet Demirel: “Atatürk’ün uşağı Cemal Granda hatıratlarında Galip’in insanların kafatasını ölçtüğünü, Atatürk’ün de kendi kafatasını ölçtürdüğünü ve 81 birim olarak çıktığı için ‘Türk ırkına’ uygun oldugunu anlatır. Ancak o dönemde tüm dünyada antropolojik çalışmalar bu şekildeydi. Aşırı ve son derece yanlış bir yöntemdi ancak dönemin koşulları bunu gerektirmişti. Yeni bir devlet kurmuşlar ve ümmet olgusundan millet olgusuna geçmeye çalışmışlardı. Bu çalışmalar, kimliğini sadece Müslüman olarak tanımlayan bir ümmeti Türk milleti kavramıyla buluşturmak içindi.Artık bir önemi kalmadı. Ama Reşit Galip’in yaptıkları da aşırıydı.

TÜRKÇE EZAN AŞIRILIKTI

– Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Metin Hülagü: “Cumhuriyetin ilk yıllarında hem tek adam yönetimine yakın olmak hem de dönemin ana akımı olan Türkçülük akımı dolayısıyla bazı aşırılıklara kaçıldı. Kafatası ölçümü yapılması, Güneş Dil ve Tarih teorileri ya da ezanın Türkçe okunması gibi aşırılıkların etkilerini 1. Tarih Kongresi’nde de görüyoruz. Reşit Galip’in elinde cetvelle bürokraside ve idarede görevli insanların kafataslarını ölçmesi devletin ciddiyetine aykırı ve inandırıcı olmayan bir iddia ancak münferit olaylar yaşanmıştır. Din konusunda o dönem yanlış aktarılıyor. Örneğin Atatürk’ün bir içki içilen ve devlet meseleleri konuşulan sofrası bir de içki içilmeyen sofrası vardır. Kur’an okuyan Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki idareciler İslam ve din düşmanı değildir. Her türlü yöntemle bir kimlik oluşturulurken elbette aşırılıklar oluşur.”

ÇOCUKLARA TEKRAR TEKRAR OKUTMUŞ

Reşit Galip 1893’te Rodos’ta dünyaya geldi. 3 dönem Aydın Milletvekilliği yapan Galip,  1932 -1933 arasında Milli Eğitim Bakanlığı yaptı. Bakanlığı sırasında ilkokuldan başlayarak öğrencilere Atatürk ilkelerine bağlılık ruhu aşılamaya yönelen Reşit Galip, cumhuriyet 10. yılını doldururken 23 Nisan 1933 sabahı çocuklarına kendi yazdığı bir andı okutmuş ve o gün Çocuk Haftası’nı açtığı konuşmasında da bu metni tekrar etmişti. Bu konuşmanın ardından Bakanlıkça yayımlanan bir genelgeyle Cumhuriyet’in 10. yılından başlayarak okullarda bu ant sürekli hep bir ağızdan okutulmaya başlandı.

IRKÇI DEĞİL, AKADEMİK ÇALIŞMA

– “Atatürk’ün Fikir Fedaisi Dr. Reşit Galip’ adlı kitabın yazarı Dr. Yener Oruç: “O dönemde gerçekleştirilen Türklerin kökenine ilişkin çalışmalar ve uygulamalar ırkçılık güdüsüyle değil yeni kurulan Türk devleti için gerçekleştirilen akademik çalışmalardır. Kuran ve ezanın Türkçeleştirilmesindeki amaç okuma yazma bilmeyen halk için inanç gereği kul ile Allah’ı yakınlaştırmaktır. İnsanların araştırma ve Kur’an-ı Kerim’i anlamaları için ortaya konan bir çaba vardır. Galip de çalışmalarıyla birlikte Atatürk’ün bu çabasını çok hızlı bir şekilde yerine getirmek istemiştir.”

ATATÜRK’E KÜFÜR EDEN KÖYLÜ VE ATATÜRK’ÜN CEVABI

51